tumblr page counter

TÜRKİYE’NİN YEM HAM MADDESİ OLARAK GDO’LU ÜRÜN İTHALATI ZORUNLUDUR




Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz

Türkiye dört milyon ton civarındaki mısır tüketiminin zaman zaman tümünü iç üretimle karşılarken, bazı yıllar üretim miktarı kadar ithalat gerekmektedir. Gelişen hayvancılığın yem gereksiniminin ithalatla karşılanması ticari bir olgudur. Türkiye’nin tarımsal ürün ihracatının 14 milyar US$’ı aşması beyaz et ve benzeri hayvancılık yatırımlarının da sonucudur. İthal edilen yem ham maddeleri, dünya pazarlarında genel olarak transgenik olanlarla olmayanların ayırımının yapılmadığı mısır, soya gibi ürünlerdir. Ne var ki GDO üstünden popülarite kazanmak isteyen bazı sivil toplum kuruluşları (STK), hiçbir bilimsel sava dayandırmaksızın, bu ticari olaya karşı çıkmaktadırlar. Bu tavır yalnız burada da kalmamakta, oluşturulan platformlarla, “Ulusal Biyogüvenlik Yasası”na karşı çıkmışlardır. Hâlbuki onların fikir babaları olan AB’li ülkelerin tümü, GDO’lu ürünleri tüketmekle kalmayıp, İsveç ve Almanya (patates) ve İspanya (on yıldır mısır) örneğinde olduğu gibi dahi başlamış. Artan gıda fiyatları nedeniyle GDO’lu çeşitlerin güncelliğini sürdüreceği beklenmelidir.

Arjantin ürettiği soyanın %90’ı transgeniktir. Yine ABD’de üretilen mısırın %70’i GDO’ludur. İşin ilginç yanı, ekilen arazide çevre canlılarını koruma adına ekilen belirli yüzde alanlardan (%5 ve %20) elde edilen GDO’suz ürünle diğer ürün ayrılmaz.

Peki nedir bu transgenik ürünün avantajları. Arjantin’de transgenik soya işlemesiz tarımla (anıza ekim; no till) kombine edilerek, buğday tarımından hemen sonra aynı tarladan, o yılın ikinci ürününü kaldırma şansı veriyor. Arjantin böylece milyonlarca hektar yeni üretim alanına kavuşmuş oluyor. Bu kazancı nasıl göz ardı edebiliriz? Anıza ekimde sürümle, elle veya yabancı ot ilacı ile yapılmamaktadır. Fakat böylece kazanılan bir hafta, ana ürün (buğday) arakasından gelen soyanın ekolojik olarak gelişmesine olanak vermektedir. Bir diğer ifade ile o bir hafta, sonbahar soğuklarına kalmadan soyanın dane bağlamasının sağlamaktadır. Fakat bunun için yabancı ot ilacına dayanıklı çeşitlerle (Glyphosat veya Glufosinat bazlı yabancı ot ilaçlarına dayanıklı) olasıdır.

Transgenik çeşitlerin tarımı ile elde edilen kazanç çarpıcıdır. O nedenle bu ürünlerin yıllık artış oranları %9’un altına düşmemiş ve 2010 yılında 148 milyon hektara ulaşmıştır. Oluşan artı değerler, kārlar, çiftciden tüketiciye, patent sahibinden tüccara değişik oranlarda dağılmaktadır. Söz konusu kār 15 yılda 34 milyar US$’ı bulmuştur. Normal olarak bu değer üretici ülkelere kalmaktadır. Oluşan ekonomik avantajın nasıl bir rekabet gücü yaratacağı meydandadır. Salt bu dezavantajları nedeniyle transgenik üretimi yapmayan ülkelerde ekim alanı daralmaları kaçınılmazdır. Örneğin 2009 yılında İzmir limanı teslimi yarı fiyatına gelen pamuk, ertesi yıl pamuk ekim alanlarının yarıya inmesine neden olmuştur. Böyle bir ekonomik avantaj sunan biyoteknolojik gelişmeden neden Türk çiftçisi, Türk ekonomisi yararlanamaz! Mevcut mısır çeşitleri sap kurduna (Ostrinia nubilalis) duyarlı olmaları ve havadan ilaçlamanın yasaklanmış olması nedeniyle Ege’li üreticiler ikinci ürün mısır ekemezler. Eğer biyogüvenlik yasaları izin vermiş olsaydı, en az 100.000 hektar bt mısır tarımı yapılabilirdi. Hatta yem ham maddesi olarak transgenik mısır ithalatına dahi karşı çıkılmaktadır. Eksik veya yanlış bilgilendirmeler, kişileri objektif ve küresel düşünmekten alıkoyuyor. İşte bu gerçekler GDO’lu yem hammaddelerinin ithalatına karşı oluşun nedenleri. İnsan sormak istiyor: kime hizmet edilmeğe çalışılıyor?


shapeimage_1
Prof. Dr. Nazimi Açıkgöz (nazimi.acikgoz@gmail.com)
1964 yılında Ankara üniversitesini tamamlayıp, 1972 yılında Münih Teknik Üniversitesinde doktorasını almıştır. Aynı yıl işe başladığı Ege Üniversitesinde 2009'da emekliliğine kadar görev yapmıştır. Halen serbest yazarlığı devam etmektedir. Kendisinin çeltik ıslah çalışmaları CENTO, NATO, IAEA ve TUBITAK tarafından desteklenmiş ve "TOAG-92" çeşidi tescillenmiştir. Tarımda bilgisayara ilgili çalışmaları tohumculukda veri tabanı ve biyoistatistiğe yönelik olmuştur. Tarafından geliştirilen TARIST (tarımsal istatistik paketi) halen kullanılmakta olan tek Türkçe yazılımdır. Kurucuları arasında bulunduğu Ege Üniversitesinin Tohum Teknoloji Merkezinin 6 yıl süreli yöneticiliğini yapmıştır. Halen aylık tarımsal biyoteknoloji elektronik haber dergisi ve bloğun moderatörlüğünü yapmaktadır.