tumblr page counter

Tarımsal bitkiler biyoteknolojisinin sinaı sektöründe halklar için rekabete dayanır avantajın evrimi

JoDou

John Duferty

Siksus International LLC Partneri ve Karadeniz Biyoteknoloji Birliği Vasiler Kurulu Üyesi
 

Dünya tarımsal bitkiler biyoteknolojisinin ilk dokuz yılı , dinya halkları arasında rekabet ortamında elle tutulur farklara neden olmuştur. Amerika Birleşik Devletleri ve Kanada dünya “Liderleri” durumundadır. Arjantin, Çin ve Hindistan , yalnızca geçici ekonomiler arasında değil, global olarak da dünya “Liderleri” olarak kendilerini kabul ettirmeye başlamışlardır. Kimi ülkeler “Adaptör” rolünü üstlenmiştir, onaylanmış genetik konstrüktleri, yetiştirme ve yerli varietelere devretmeye önem vermektedir. Kimi ülkeler “evlatlık edinenler” durumuna gelmiştir, yabancı varietelerde onaylanmış simgeleri yerli kullanımda kayda geçirerek. Fakat halkların çoğu “Geri kalmıştır”. Bizler bu halkları “Geri kalmış” halklar kategorisine dahil ediyoruz, çünkü sanayisel planda gelişmelerinde, kalkınmalarında geride kalmaktadırlar, biyoteknolojiden yerel gıda sanayii, yem sanayii, bilim adamları ve/veya çiftlik sahipleri aracılığı ile yararlanıyorlar.

  1. Bu yeni teknolojinin yaratılması ve ondan yararlanılmasında halklar arasındaki bu farkın bazı nedenleri neden ibarettir?
  2. 21`inci yüzyılda bitkisel biyoteknoloji esas dünya eğilimlerinden birine dönüşürse, şimdiki “Lider” halklar ile “geri kalmış” halklar arasında ilk on yılda görülen temel farklardan nasıl sonuçlar çıkarılmalıdır?

Bu yazının müellifi, bu iki soruya cevabın anlaşılmasının, başka sınai sektörlerinden ve genelde sanayii tarihinden elde edilen bilgilerin uygulanmasıyla başlanabileceğine inanmaktadır. Bundan başka biz, Harvard Üniversitesinden iktisatçı Michael Porter`in Milletlerin Rekabete Dayalı Üstünlüğü/Avantajı kitabının, tarımsal biyoteknoloji segmentine ağır basmasa da, uygulanabilir bazı öngörüler ileri sürdüğü kanısındayız.

Yaptığımız analiz, milli liderlerin seçmiş oldukları kamusal politikanın, halkları “lider” ve “geri kalmış” olarak ayıran önemli bir etken olduğunu göstermektedir. Özellikle kilit ayırıcı etken şudur – bilimsel temellere oturtulmuş, şeffat işleyen düzenleyici sistem var mı yok mu. Ve bu bilimsel temellere oturtulmuş sistem poltika adamlarının asgari müdahalesiyle veya üçüncü ülkelerin baskısı ile eyleme mi geçmiştir?

Çalışan bilimsel temellere oturtulmuş düzenleyici sistemi henüz YARATMAMIŞ olan milletler, uluslararası planda rekabete dayanamaz durumundadır. Düzenleyici sistemin olmaması, geri kalmakta olan milletlere, ticaret, yem unsurları, gıda unsurları ve teknoloji alanında işbirliği için bir nevi ticari engeller yaratmıştır.

Milletlerin Rekabete Dayalı Avantajı kitabında Dr. Porter şöyle bir iddia öne sürmektedir : “Tüm hükümet düzeylerinde düzenleyici istemler de yenilikçilik sürecine etkileri gözönünde bulundurulur şekilde ele alınmalıdır. Önerilen olan yeni teknolojiler ve ürünlerin aranması teşvik edilmelidir.Halbuki sık sık tam tersi olmaktadır.
Ne ki, bunların yaratıldığı ve yürürlüğe girmesini sağlayan süreç de, düzenleyici standartlar kadar önem taşımaktadır. Standartlara ilişkin kararlarda ve ürünlerin ve uygulamaların onaylanmasında veya kabul edilmemesinde bir gecikme veya güvensizlik, tereddüt, zaman kaybına neden olmaktadır ve sanayide yenilikler önünde gereksiz engeldir.”

Dünya sektörü tarihinden ilk on yıl şunu göstermektedir – ülkeler rekabete dayanır boyunu ve geleceğini, tarımsal biyoteknolojide sonuçsallı ve üretken kanunlar ve yönetmeliklerin yürürlüğe sokulması ile elle tutulur şekilde değiştirebilirler. Tarımsal biyoteknolojilere ilişkin bilimsel temellere oturtulmuş olan yönetmelikler eyleme geçti mi, bilim adamları, tohum şirketleri, çiftlik sahipleri ve müteahhitler hemen tepkide bulunmaktadır. Birbiri ardından, ayrı halklarda biyoteknolojinin tarımsal pratik olarak algılanma derecesi, hibrit varietelerinin ve “Yeşil Devrim”in ıslah edilmiş tohumlarının kabul edilmesinin tarihsel örneklerini aşmaktadır.

Gayri safi milli hasılalarında tarımsal sektörün büyük payı olan halklar, tarımsal üretimde en son yeniliklerin “liderleri” veya bundan önce “bunları evlatlık almalarının” büyük yararlarını görmektedir. Ve tersine, kanunları ve yönetmelikleri kabul etmeyerek yenilikleri erteleyen halklar, potansiyel olarak yararlanmaktan yoksun kalmaktadır.

Kartaca Sözleşmesi Tarafı olarak dahil olunmak , kanun ve yönetmeliklerin milli düzeyde yaratılmasına ve onaylanmasına başlanması niyeti anlamına gelmektedir. Bitkilerin konstrüe edilmesine yönelik bilimsel biyoteknolojiye ilişkin milli kanunlar ve yönetmelikler göreceli belirgin olmalıdır. “Lider”-halklar arasında (gelişmiş ve geçiş ekonomilerinde) artık çalışan modeller vardır. Çalışan, işlevsel bitkisel bilimsel biyoteknoloji kanunu, bir nevi mülkiyet hakkı sistemidir denebilir. Bu sistemlerin oluşturulması , teknolojik yatırımları ve “lider”-halkların özel sektörü ile kamu sektörü arasında işbirliğini teşvik etmektedir. Devlet öngörülebilir eylem yolunu belirtmiş olduğundan işbirliği durumları çok daha kolay baş göstermektedir.

Tarımsal verimliliğin/rekabete dayanıklılığın iyileşmesini, toprağın ve suyun korunmasını, yaban dünyanın çeşitliliğinin genişletilmesini, çiftlik sahipleri ailelerinin ve çiftliklerde çalışanların sağlığının pekişmesini amaç bilen siyasi lider, tarımsal biyoteknolojide beş “lider” halkın pratiklerini model olarak gözönünde bulundurmalı ve değerlendirmelidir.

Bilimsel temellere oturtulmuş düzenleyici sistemler tarafından onaylanmış olan mevcut konstrüktlerin ayrı ayrı olarak araştırılması, çevreni etkilemede, kamu sağlığının iyileştirilmesi/ işçilerin güvenliği ve ekonomiyi etkilemede devletler için oldukça büyük bir yarar sağladığını göstermektedir. Sizlere Dr. Nikolas Kalatsandonakis`in Tarımsal Biyoteknolojinin Ekonomiye ve Çevreye Etkisi – Dünya Perspektifi , Nufild Biyoetik Kurulu`nun Gelişme Halindeki Ülkelerde Genetik Modifikasyonlu Bitkilerin Kullanılması kitaplarını veya Gıdaların Politikası Konusunda Uluslararası Araştırma Enstitüsünün (IFPRI) çok sayıdaki raporlarını tavsiye ediyoruz. Bukadar ciddi düzenleyici sistemler tarafından onaylanmış olan konstrüktlerin bu somut araştırmaları, biyolojik çeşitlilik, çevre veya kamu sağlığı üzerinde elverişli olmayan sonuçların OLMADIĞINI ortaya çıkarmıştır. Bu bilimsel araştırmalar kimi örgütlerin daha eski öngörülerini çürütmektedir.

Agrobiyolojik Uygulamalar Edinilmesi Uluslararası Dairesi (ISSAA) tarafından hazırlanan son rapor 2005 yılının Ocak ayında yayınlanmıştır. ISSAA, biyolojik istemlere göre ekilmiş olan toprakta dünyada % 20 artıi kaydedilmiş olduğunu belirtmiştir. Bu, 2003 yılına bakarak yıllık artıştır. Toplam 17 devlet bir veya daha fazla bitkinin bir veya daha fazla konstrükünü ekmişlerdir. En büyük yıllık artış geçiş dönemindeki ekonomilerde görülmüştür. ?lk konstrüktün onayından dokuz yıl sonra Amerika Birleşik Devletlerinde 81.4 milyon hektar 2004 yılında 8.25 milyon çiftçi tarafından ekilmiştir. Günümüzde tarımsal biyoteknoloji temel ticari pratitir. Teknolojinin ticari tüketicisinin dört en önemli bitkisi: mısır, soya, pamuk ve repiça/kolzadır.

IFPRI`nın bir süre önce yayınlanmış olan raporu, 15 gelişmekte olan ekonomide 61 bilimsel enstitünün mevcut olduğunu ve bunlarda her şeyden önce hastalıklar ve zararlı böceklerin sorunları üzerinde başlıca çalışan 45 bitki ile ilgili projelerin varolduğunu belgelendirdi. Bu projeler , Kuzey Amerika`da kuraklık, soğuk, gıda ve nitelik göstergelerini ele alan çok sayıdaki projelerle hoşgörülü şekilde birleşirse tarımda muazzam bir değişikliğe gidilecektir.

Sizin ülkenizde tarımsal sorunlara çözüm getirilmesi için tarımda bu bitkilerin onaylanmış olan konstrükleri kullanılmıyorsa, demek ülkeniz geri kalmaktadır rekabete dayanıklılık açısından. Eğer ülkenizde bilim adamlarının tespit edilmiş düzenleyici sistemi ve laboratuardan ticari tescile kadar süreci yoksa, onlar başka bir devlete gidip yerleşmek için çekici teklifler alabilirler.

2004 yılının Aralık ayında Karadeniz Bölgesinde ve Karadeniz Biyoteknoloji Birliği`nde Rusya, Bulgaristan ve Romanya tarımsal bitkisel biyoteknoloji alanında en ileridir. Bu üç ülke, ilk on yıllığın bir kısmında çalışan bilimsel temellere oturtulmuş düzenleyici sisteme sahip olmak şansına naildir. Bölgede başka devletler gıpta edilemez durumdadır, zira bilimsel temellere oturtulmuş düzenleyici sistemleri yoktur.

IFPRI`de kıdemli bilim işçisi Joel Kohen şunu iddia etmektedir: “Yoksul ülkeler sık sık ticari GM bitkilerinin testlerini yapmak istiyorlar, ama bunu yapacak durumda değillerdir, çünkü milli politikaları veya düzenleyici sistemleri genel kullanıma onay vermeye hazır değillerdir.” Benim fikrime göre bu pratiğin devlet için ekonomik önemi, ineği besleyen, fakat sonra sütü sağmamayı kararlaştıran köylüye benzer.

Kartaca Sözleşmesine Taraf olmak yeterli değildir. Bir ülke öz işlevsel, çalışan kanunlarını/yönetmeliklerini yaratmazsa, bitki bilimleri enstitülerine yatırımları, biyoloji bilimlerinde ileri öğretimi, variyeteler yetiştirme ve bitkilere bakma programları tamen yararlanılamaz aktiflerdir.

Siksus International şuna inanmaktadır - bir milli düzenleyici sistemin “çalışır” sistem olarak kabul edilmesinin en iyi kanıtı, bu ülkede çiftçilerin, onların aynı bitkiyi başka ülkelerde yetiştiren rakip… çiftçilerin kullanımı için onaylanmış olan aynı konstrüktleri kullanabileceğini göstermesidir.

Bizce herhangi bir ülkenin başka bir ülkeye bakarak düzenleyici sisteminin sonuçsallı ve başarılı çalışması için alınması gereken önlemlerden biri, bitki konstrüktünün birinci ülkede onaylanmasına gerekli olan zamandır. Birinci ülkede özel bir bitki konstrüktü 1998 yılında tescil edilmişse, fakat ikinci devlet aynı konstrüktü 2000 yılına kadar tescil ettirmezse, ikinci ülke global açıdan rekabete dayanamaz durumdadır. Aynı konstrüktü 2004 yılında tescil ettiren ülkenin rekabete dayanamaz derecesi nedir acaba? Düzenleyici sisteme sahip olmadığından aynı konstrüktün tescil sürecine 2005 yılında başlayamayan ülkenin global açıdan elverişsiz durumu nedir ?

Sonuşsallığın baika bir ölçümü de başka bir ülkeye bakarak belirli bir ülkede konstrüktün onaylanmasına gerekli olan araştırmalar ve testler için yapılan harcamalardır.

Zaman ve harcamalar açısından büyük farklar bir güvensizlik yaratmaktadır. Yaratıcılar, müteahhitler ve yatırımcılar güvensizlik derecesi düşük olan ekonomilere kaynaklar yatırmayı ve bunlarda çalışmayı tercih etmektedirler.

Michael Porter`in az önce zikredilen kitabının “Yeni bilimde etkenler yaratılması” başlıklı bölümünde şu iddiada bulunmaktadır Porter: Biyoteknoloji ile olay makul (Almanya) uslu yeni bilim adamlarının diğer devletler arasıonda geri kalmakta olduğunun simgesel bir örneğidir. Alman kanunları biyoteknoloji araştırmaları için okadar sıkı ki, BASF ve Hoechst araştırmalarını Birleşik Amerikadaki şubelerinde gerçekleştirmektedir.

22 Mart 2005 günü Wall street Journal`da çıkan “Almanyanın Epipanisi” başlıklı yazıda Almanya`da işsizlik % 12,6`yı bulduğu bir sırada “istihdam doruğu”na çağrıda bulunan Almanya`da bir siyasi partiden söz edilmektedir. Engel yaratan mevcut kanunlardan ve yönetmeliklerden kaynaklanan ekonomik imkanlarda sonuçlar.

Tarımsal biyoteknoloji için düzenleyici sistemlerini belirlemiş olan ülkeler sıfatı ile biz, politikadan sorumlu olanların, bilim adamlarına çalışma imkanları veren ve tarımsal verimliliği ve global rekabete dayanıklılığı iyileştiren modelleri araştırdıklarını iddia etmekteyiz.

Konstrükt yetiştirilmesi için ilk düzenleyici onay , ülkenin “tamamen” çalışan düzenleyici sisteme sahip olduğunun kanıtıdır. ?kinci bitki konstrüktünün onaylanması, hele birincisine bakarak daha kısa bir zaman içinde onaylanması, sistemin iyi ve güvenilir şekilde çalıştığını sergilemektedir. Her konstrükt onayı daha fazla yaratıcıyı, müteahhidi ve yatırımcıyı ülkeye celbetmektedir. Çalışan bir düzenleyici sistem bilim alamlarına yalnızca özel sektörde değil, kamu sektöründe biyoteknolojiyi ülke için özgü tarımsal sorunlarda kullanma imkanını sağlamaktadır. Bizim fikrimize göre, tarımsal biyoteknoloji sektöründe “ticari an”ın global avantajı, yetiştirmede denemesiyle ilk 17 ülkede artık meydandadır.

Hernando Desotos`un Sermayenin Tılsımı kitabı, açık, ileriye dönük ve sonuçsallı bir kanunlar sisteminin bulunmayışının populasyonu sistem dışında çalışmaya ittiğini göstermektedir. Karaborsalar, piyasalar ve yolsuzluklar gelişmektedir. Bir ülke çalışan bir sisteme sahipse ve ekonomik, ekolojik amaçlara yönelikse veya kamu güvenliğine yönelik yararlar peşindeyse, haklardan yoksun olan tarım sektörüne sahip ülkede kanun dışı ticaretin başlamasına bir ortam yaratıyor . Raundep Redy`nin soya tohumlarına ilişkin üğlkelerarası hareketi 2000 yılının başlarında, onaylanmış oldukları ülkeden başladı (Arjantin) ve komşu ülkeye (Brezilya) yöneldi , ki burada onay gecikti, çiftçilerin uluslararası rekabete cevabının bir örneğidir.

Rekabete dayanır ulusal avantaşın başka önemli bir konsepti de “?lk müellifin avantajı”dır. Bizce, tarımsal biyoteknolojide, hangi ulusun “?lk müellifin avantaşı” na sahip olduğunun tam olarak tespit edilmesinde kullanılabilir birlaç önlem vardır.

  1. Hangi ülke dünyada ilkin konstrüktü tescil ettirmiştir?
  2. Hangi ülke doğal ticari bölgede (Karadeniz) veya ticari blokta ( AB veya NAFTA) ilkin konstrüktü tescil ettirmiştir?
  3. Hangi ülkenin konstrüktler yaratan, geliştiren ve tescil ettiren araştırma birimi (laboratuarı) vardır?
  4. Hangi ülke, konstrüktü ihtiva eden varietelerinden biri veya daha fazlası olan tohum şirketlerinden en büyük oranda sahiptir?
  5. Hangi ülke, konstrüktten yararlanan ve bu bitkiyi yetiştiren en çok sayıda çiftçiye sahiptir?

Sonuç olarak:

2005 yılında politikayı yapanlar için halklarının rekabete dayanıklılık avantıjının iyileştirilmesine doğru iyi bir seçim yapma imkanı mevcuttur. Siksus International birkaç imkanı önerebilir:

  1. MOP 2`nin heyeti 31 Mayıstan 2 Hazirana kadar Montreal`e gönderilsin ve bu heyet, çevrenin iyi bakımı gerekliliği ile tarımda ve bilimde ulusal rekabete dayanıklılığın önemi arasında karar alınmasında dengeyi sağlasın.
  2. Sizin halkınıza “Lider” halklardan birinin örneğini izleyerek rekabete dayanıor avantaj sağlayacak bilimsel temellere oturtulmuş kanunların ve yönetmeliklerin kabul edilmesi.
  3. Ülkeniz için kilit önem taşıyan bitkilerde onaylanmış konstrüktler için (uluslararası ticarette geniş kapsamlı kullanımı olan) varietelerin yetiştirilmesi ve riskinin değerlendirilmesine mahsus yönetmelikler öncelik kazansın, ki çiftçileriniz ve bilim işçileriniz biyoteknoloji devrimine katılma imkanına sahip olabilsinler.