tumblr page counter

Tarım bioteknolojileri: Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği arasındaki tartışma


Charles E. Hanrean

Kaynak, bilim ve sanayi bölümü

Sipariş kodu RS21556
Tarih: 10 Mart 2006
 

Kongre Araştırma Servisinin
Kongre’ye Raporu
(Congress Research Servıce - CRS)
CRS web yolu ile alındı

 
 
Tarım bioteknolojileri: Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği arasındaki tartışma
 
 
Özet
2003 yılının Mayıs ayında Amerika Birleşik Devletleri, Kanada ve Arjantin, Dünya Ticaret Örgütü’nde (DTÖ, World Trade Organization) AB tarafından bioteknolojik ürünlerin onaylanmasına 1998 yılından bu yana bir çeşit moratoryum uygulamış olmasına ilişkin bir tartışma başlattı. AB, 2004 yılının Mayıs ayında bir çeşit genetik modifye mısır (genetically engineered - GE) onaylayarak aslında söz konusu moratoryumu kaldırdıysa da üç şikayetçi, bir ölçüde AB üyesi bazı ülkelerin onaylanmış bulunan bioteknolojik ürünleri yasaklamaya devam etmesi yüzünden de olmak üzere bu konuyu gündeme getirmeye devam etti. Bazı verilere göre bu moratoryum, AB’ne yönelik ihracatı engellediği için Amerikan mısır üreticilerini yıllık yaklaşık 300 milyon dolar tutarında zarara uğratmaktadır. Amerikan yetkililerinin ileri sürdüğü gibi, AB tarafından getirilen moratoryum diğer tarım ürünlerinin de sadece AB’ne değil, tarım bioteknolojilerinin düzenlenmesinde Avrupa tutumunun benimsendiği dünyanın diğer köşelerine de ihrac edilmesini tehdit ediyor. Avrupa tutumuna göre bioteknolojik ürünler, özellikleri itibari ile konvansyonel benzerlerinden çok farklı olup daha sıkı bir şekilde denetlenmelidir. 7 Şubat 2006 tarihinde Dünya Ticaret Örgütü’nün İhtilaf Düzenleme Mahkemesi (Dispute Panel) tarafından hazırlanan geçici gizli raporunda belirtildiği gibi AB üyesi 6 ülkede birlik tarafından onaylanan genetik modifiye kültürleri yasağını getiren moratoryumun Dünya Sağlık Örgütü hükümlerini ihlal etmektedri ve Avrupa Birliği, tarafınca onaylanan prosedürlerin “temelsiz gecikmeye” yol açılmadan yerine getirilmesini sağlayamadı. ABD’nin diğer talepleri reddedildi. 1 Bu rapor güncelleştirilecektir.
 
İhtilaf Düzenleme Mahkemesi’nin kararı
İhtilaf Düzenleme Mahkemesi, AB’nin genetik modifiye kültürlerin onaylanması üzerinde 1999 yılının Haziran ayından itibaren Konsey tartışmalarının başladığı 2003 yılının Ağustos ayına kadar moratoryum uygulamış olduğu tespitini yaptı. AB, moratoryum uygulanması yönünde tedbirlerin alınmadığını iddia ediyor. Konsey, ABD ve taraftarları Arjantin ile Kanada’nın AB üyesi olan 6 ülkede (Avusturya, Fransa, Almanya, Yunanistan, İtalya ve Lüksembyrg) genetik modifye ürünlerinin ithal edilmesi yasağının Dünya Ticaret Örgütü talimatlarına zıt düştüğü yolundaki görüşüne katılıyor. AB tarafından onaylanmış bulunan ürünler, buna rağmen yasaklandı. Konsey, şikayetçilerin Dünya Sağlık Örgütü’nün sıhhi ve fitosıhhi önlemler sözleşmesinin (Agreement on Sanitary and Phytosanitary (SPS)) toplam 27 olan genetik modifye (genetically modified) besin türünden 24’ü için “temelsiz gecikmeye” fırsat vermeden onay sağlamayan AB tarafından ihlal edilmiş olduğu iddiasını desteklemektedir.
 
Ancak İhtilaf Düzenleme Mahkemesi’nin kararı, ABD ve taraftarlarının birtakım diğer talebini reddetmektedir. Bu talepler arasında AB’nin onay prosedürlerinin ilgili risk değerlendirmesine dayalı olmadığı iddiası, AB’nin genetik modifye işleyici ajanlar ile ilgili farklı risk değerlendirme standartları uygulamakta olduğu iddiası ve AB’nin Dünya Ticaret Örgütü’nün ayrı ayrı üyelerine karşı haksız ayırım yapmakta olduğu iddiası yer almaktadır. Konsey, uygulamalarını Dünya Sağlık Örgütü’nün verdiği talimatlarla uyum haline getirilmesi konusunda AB’ne hiç bir tavsiyede bulunmamaktadır, verilen karar AB’nin genetik modifye ürünlerin onaylanması ile ilgili düzenleme çerçevesini değiştirmesi zorunluğunu da getirmemektedir. Konsey, genetik modifye ürünlerin tehlikesiz olup olmadığı veya AB’nin genetik modifye ürünlerin onaylanması üzerindeki moratoryumunun hala var olup olmadığı gibi hassas konuları ele almış değildir.
 
Tarihçe
2003 yılının Mayıs ayında ABD, Kanada ve Arjantin, AB tarafından (1998 yılı itibari ile) yeni bioteknolojik ürünlerin² onaylanmasına bir çeşit moratoryum uygulamış olması ile ilgili Dünya Sağlık Örgütü’nde tartışma başlatma niyetlerini ilan ettiler. Amerikan tarım çevreleri temsilcilerinin ileri sürdüğü gibi bu politika, büyüklüğü açısından 4.ncü pazarı olan AB üyesi ülkelere ihracat yapmalarını imkansız hale getirmekten öte bütün dünyada tarımsal bioteknolojilerin güvenliği ile ilgili asılsız endişelere yol açmıştır. AB 2004 yılının Mayıs ayında insanlar tarafından tüketilecek olan genetik modifye mısır çeşidini onaylamakla tekrar onay vermeye başladıysa da, bazı üye ülkeler, onaylanmış bulunan bioteknolojik çeşitlerin yaygınlaşmasını engellemeye devam ediyorlar. Etiketleme ve genetik modifye ekin ve besinlerin izlenmesine dair yeni kuralların uygulanmasından sonra AB onay sürecine tekrar başladı.³
 
2004 yılının Ağustos ayında Dünya Ticaret Örgütü, Codex Alimetarius Komisyonu 4 (Codex Alimentarius Commission) uzmanlarının yer alacağı bir kurul oluşturacağını açıklayarak bu kurulun kararını 2004 yılının Eylül ayından 2005 yılının Mart ayına erteleyen AB’nin isteği doğrultusunda söz konusu tartışma ile gündeme gelen bilimsel konularda tavsiyelerde bulunacağını belirtti. ABD, Codex’in katılımına karşı çıkıyor, çünkü onlara göre bu konu genetik modifiye besinlerin güvenliği ile ilgili değildir.
 
Tarımsal bioteknolojik uygulamaların edinilmesi uluslararası servisi (Internatıonal Service for the Acquisition of Agri-biotech Applications - ISAAA) verilerine göre 2005 yılında dünya genelinde genetik modifiye ekinlerin ekili olduğu toplam 222 milyon akr (90 milyon hektar) toprakların %55’i ABD’de bulunan topraklardır.5 2005 yılında ABD’nde ekilen toplam soya miktarının % 85’i, pamuk miktarının %76’sı ve mısır miktarının %45’i, çoğunlukla zararlıların (zararlı ot ve haşerat) kontrolü amacı ile geliştirilen genetik modifiye çeşit olmaktadır. 6 ABD’nde üreticiler, çoğunlukla zararlı ot ve haşerat üzerinde kontrol sağlamak amacı ile genetik modifiye çeşitler yetiştirmektedir. Onlar bu çeşitleri normal çeşitlerden ayırmıyor, zira ticarileşmesi onaylanınca Amerikan düzenleme sistemine göre bu bitki çeşitlerinin besin değeri açısından normal çeşitlerle eşit olduğu tanınmaktadır. Genetik modifiye besinlerin ABD piyasasında kabul ettirilmesi, yabancı ülkelere kıyasla daha kolay oldu, çünkü AB gibi bazı pazarlarda tüketiciler ve hükümetler, bioteknolojiler konusunda daha tedbirli davranıyorlar.
 
Küçük istisnalar hariç AB ve üye ülkeler 1998 ile 2004 yılları arasındaki dönemde hiç bir çeşit bioteknolojik ürün onaylamış değildir. Ocak 2004 tarihi itibari ile 22  genetik modifiye ürün ve ekinler onay beklemektedir. AB üyesi birkaç ülkeden oluşan grup, her çeşit yeni genetik modifiye ekinlerinin çevreye girmesini engelleyerek genetik modifye unsur (aşağıda söz konusu olacak) içeren ürünlerin etiketlenmesi ve izlenmesi ile ilgili yeni daha sıkı kurallar yürürlüğe girmeden bu ekinlerin Avrupa onay yasalarına uygun olmayacağını ileri sürmektedir.7
 
ABD Tarım Bakanlığı’ndan (US Department of Agriculture - USDA) alınan bilgiye göre bu yasağın yürürlüğe girmesinden önceki üç yılda ABD’nin AB ülkelerine ihrac ettiği mısır miktarı yıllık yaklaşık 300 milyon dolar değerindedir (İspanya ve Portekiz en büyük miktarda mısır ithal etmektedir). Yasak yürürlüğe girince yıllık ihracat bu değerin onda biri altına düştü - analistlere göre bu ABD’de artık onaylanmış bulunan yeni mısır çeşitlerinin onaylanmasına AB tarafından uygulanan moratoryumun neticesidir. Bir çeşit bioteknolojik mısır moratoryum uygulanmadan önce AB tarafından onaylandıysa da ABD’nde diğer çeşitler de yetiştirilmektedir. Bundan dolayı ABD’nin AB üyesi ülkelere mısır ihrac etmesi, AB tarafından onaylanmış olan ve olmayan çeşitler şeklindeki ayırımdan dolayı güçleşiyor.
 
Dünya Ticaret Örgütü’ndeki olay
ABD ve yandaşları, AB tarafından uygulanan moratoryumun DTÖ’nün sıhhi ve fitosıhhi önlemler sözleşmesini ihlal etmekte olduğunu iddia ediyor. Söz konusu sözleşme ile ülkelere sağlığın ve çevrenin korunması amacı ile ekinlerin ve gıda maddeleri ile ilgili düzenlemeler getirme izni veriliyorsa da bununla ilgili kurallar bilime dayandırılmış olmalı, onay prosedürleri haksız gecikme olmadan başlamalıdır. Amerika temsilcileri, bioteknolojik besin ve yem çeşitlerinin konvansyonel çeşitlere göre çok farklı olduğu veya aynı derecede güvenli olmadığı yolunda bilime dayalı delillerin mevcut olmadığını ileri sürerken Avrupa’nın bilim yetkililerinin bile bu sonuca vardığını da söylüyorlar. ABD, AB tarafından uygulanan bioteknolojik önlemlerin Dünya Ticaret Örgütü sözleşmelerinin diğer hükümlerine de zıt düştüğünu iddia ediyor – Ticaret için tekniksel engeller sözleşmesi (Technical Barriers to Trade Agreement - TBT), Ticarette gümrük vergileri ile ilgili genel sözleşme (General Agreement on Tariffs and Trade - GATT) ve Tarım Sözleşmesi (Agreement on Agriculture).
 
ABD, moratoryumun AB ülkelerine yapılan ihracata zarar getirmekten öte özellikle gelişmekte olan dünyada diğer devletlerin de bioteknolojilerden kaçınmasına yol açtığını ileri sürüyor. ABD’ye göre tarım verimliliğini artıran ve artan dünya nüfusunun beslenmesini sağlayan bio teknolojilerin büyük geleceği olmaktadır. Amerikan yetkilileri, 2003 yılında Sahra çölünün güneyinde yer alan altı ülkede yaşanan açlığı anımsatıyor. Bu ülkelerden bazıları, Amerika tarafından gıda yardımı olarak sağlanan genetik modifiye mısırın tüketilmesi ile ilgili şartlar uygulamaya koydu, Zambiya ise çevre sağlığı ve gıda maddelerinin güvenliği ile ilgili belirsiz gerekçelere dayanarak bütün genetik modifiye tedarikleri reddetti.
 
Avrupa yetkilileri, buna cevaben bioteknolojilerin düzenlenmesi ile ilgili uygulanan tedbirli yaklaşımın Avrupalı tüketicilerde güvenin oluşturulması için gerekli olduğunu söylüyor ve bununla birlikte onaylama sürecinin yenilenmesi sürecinde kaydedilen ilerlemenin iyi niyetlerini ortaya koyduğunu da ekliyor. AB, Mayıs 2004’te bir çeşit genetik modifye mısırın (Syngenta Bt-11) insanlar tarafından tüketilmesine onay vererek bundan önce uygulanan moratoryumu ortadan kaldırmış oldu. O tarihten bu yana AB şu genetik modifye mısır çeşitlerinin ticari kullanımını onaylamış bulunmaktadır: Monsanto şirketinin NK603 çeşidinin insanlar ve hayvanlar tarafından tüketilmesi, Pioneer şirketinin 1570 mısır çeşidinin yem olarak kullanılması ve 17 çeşit ekilecek genetik modifiye mısır tahılı (hepsi 1998 yılında onaylanan MON 810 çeşidinden kaynaklanıyor).
 
Birbirine uymayan düzenleme yaklaşımları
ABD, genetik modifiye besinler ve tarım ürünleri konusunda besin değeri eşitliği konseptini benimsemiş bulunuyor. Buna göre belirli bir ürünün besin değeri konvansyonel çeşidin besin değerine eşit olduğu sürece hiç bir düzenlemeye tabi tutulmamalıdır (genetik modifiyenin yasak olduğu “organik” ürünler hariç). Diğer yandan AB tedbirli bir tutum sergilemektedir, ki bu belirli uygulama veya belirli ürünün insan ve çevre sağlığı için taşıdığı olası tehlikeler ile ilgili bilimsel delillerin yetersiz olduğu veya yeterince ikna edici olmadığı halde endişeye yola açan hususlar varsa daha sıkı düzenleme kurallarının, hatta yasağın bile getirilmesi ve böylece ileride öngörülmemiş problemlerden kaçınılması gerektiği anlamına geliyor. Bu yaklaşıma göre bioteknolojik ürünlerin esas itibari ile konvansyonel benzerlerinden farklı olduğu sanılmaktadır.
 
ABD. Bioteknolojik ürünlerle ilgili başlıca feredral düzenleme yönergesi, 1986 yılında Beyaz Saray’ın Bilim ve Teknoloji Politikası Dairesi (White House Office of Science and Technology Policy) tarafından yayınlanan Bioteknolojilerin düzenlenmesi koordine çerçevesi (Coordinated Framework for Regulation of Biotechnology) (51 Fed. Reg. 23302) olmaktadır. Temel ilkelerden biri, genetik modifiye ürünlerin, üretim metoduna göre değil, özellikleri ve bezersiz ayırıcı özellikleri itibari ile denetlenmeye devam etmesi gerektiği ilkesidir. Bir defa onaylanınca gıda maddelerinin etiketlerinde bir çeşit genetik modifiye organizmalar içermekte olup olmadığına dair bir işaret bulunmamalıdır, genetik modifiye besin çeşidiinin besin değerinin farklı olduğu durumlar hariç (örneğin alerjen içermesi veya besin değerinin değişken olması halinde). Çerçeve, genetik modifiye ürünlerin besin değeri eşitliği koseptine dayanarak yeni bioteknolojik ürünleri var olan federal yasa yetkileri kapsamında düzenlemektedir. 8
 
Avrupa Birliği. AB, özellikle bioteknolojik ekinlerin onaylanması konusunda olmak üzere onlardan elde edilen ürünlerin etiketlenmesi konusunda da ayrı ayrı yapılar oluşturmuş bulunuyor. Halen temel önlem, (2003 yılının Temmuz ayında değişiklik getirilen) 9 2001/18 Sayılı Konsey Yönetmeliği (Council Directive 2001/18) olmaktadır. Konsey Yönetmeliğinde herhangi bir genetik modifiye ürün çevreye veya piyasaya girmeden önce ürünün insan sağlığı ve çevre riskleri açısından değerlendirilmesi yönünde atılacak adımlar yer almaktadır. 2003 yılında getirilen değişikliklerden önce ürünün sunulacağı AB üyesi her ülkede yetkili olan devlet organı, ürünün güvenliği konusunda değerlendirme yapmakla yükümlü olup ürüne onay verirse birliğin üyesi diğer ülkeleri haberdar etmekle ve böylelikle belirli ürünün bütün AB’nde piyasa sunulmasına yol açmakla görevliydi (birlik üyesi bir ülkenin diğer ülkenin kararını kabul etmemsi durumunda AB düzeyinde müdahale imkanı dahil olmak üzere). Değiştirilmiş hali ile yönetmelik, “bir kapı bir anahtar” prensibini getiriyor, ki buna göre Avrupa Gıda Maddeleri Güvenlik Ajansı (European Food Safety Authority) riskle ilgili tüm bilimsel değerlendirmeleri yaparak bu riskleri topluma bildirmektedir. Bunun üzerine AB Bakanlar Kurulu, belirli bir genetik modifiye ürünün Avrupa piyasasına girmesine onay verip vermeyeceği kararını alır. AB hükümlerine göre sunulan dilekçeler Bakanlar Kurulu tarafından üç ay içinde ele alınmazsa bu dilekçelerin onaylanması yetkisi Komisyona geçiyor.
 
 
Etiketleme ve izleme
Dünya Ticare Örgütü’ndeki olay, etiketleme ve izleme ile ilgili getirilen yeni daha sıkı Avrupa düzenlemelerini kapsamıyor. Amerikan tarım menfaatlerine göre, söz konusu yeni düzenlemeler, genetik modifiye ürünlerin onaylanması üzerindeki moratoryum kaldırıldıktan sonra bile ABD’nin ihracatını baskı altında tutmaya devam ediyor. 2003 yılının Temmuz ayında kabul edilen etiketleme ve izleme yönetmeliği, genetik modifiye ürünlerden elde edilen çoğu gıda maddesi, unsur ve (ilk defa) hayvan yem çeşidinin içinde tespit edilebilecek eser bulunmasa bile etiketleme zorunluğunu getiriyor. Yönergeler (Genetik modifiye organizmaların izlenmesi ve etiketlenmesine dair 1830/2003 Sayılı yönerge /1830/2003 on the Treceability and Labeling of GMOs/ ve Genetik modifiye gıda ve yem çeşitlerine dair 1829/2003 Sayılı Yönerge /1829/2003 of Genetically Modified (GM) Food and Feed/) 2004 yılının Nisan ayında yürürlüğe girdi.
 
Söz konusu yönergelere göre konvansyonel besinler, yem çeşitleri ve onlardan üretilen ürünler için izin verilen rastlantı sonucu mevcudiyet (adventitious presence - AP) için %0,9 oranında tolerans verilmektedir, ki bu AB tarafından onaylanan genetik modifiye maddesinin bir ürün içinde düşük oranda tesadüfen bulunması anlamına gelmektedir. İçeriği %0.9’dan büyük olan bütün ürünlerin etiketlerinde genetik modifiye unsur içerdiğinin işaretlenmiş olması gerekiyor. Buna rağmen genetik modifiye maddelerle beslenen veya bu tür maddelerin uygulandığı hayvanların eti, sütü ve yumurtaları gibi ürünlerin etiketlerinde bu tür bir işaretleme gerekli değildir. İzleme ile ilgili hükümler, genetik modifiye ürün üreten, muhafaza eden, taşıyan veya işleyen bütün firmaların bu ürünleri tarladan tüketiciye kadar izlemesi ve ilgili belgeleri muhafaza etmesi zorunluğunu getiriyor. AB’nin etiketleme kuralı, genetik modifiye ekinler ve onlardan gelen besinlerin ekim zamanından başlayarak işlemenin ve piyasa zincirinin tüm aşamalarında da ayrılmasını zorunlu kılıyor. Bu durum, genetik modifiye tarlalardan konvansyonel tarlalara çiçek tozunun taşınmasını engelleme gerekliliğini ve de nakil için ayrı ekipman, depo ve konteynerlerin kullanılması veya en azından bunların iyice temizlenmesi gibi maliyeti yüksek olan muameleler yapma gerekliliğini de getiriyor. Amerikan yetkilileri, tüm genetik modifiye ürünleri verilen talimatlar doğrultusunda etiketlemek zorunda olan tüm şirketlerin, büyük risk ve sorumluluklarla karşı karşıya olduğunu öne sürüyor. Onlara göre bütün bu sorunlar Amerikan tedarikleri ile ilgili ayırım yaratmaktadır, oysa Amerikan tedarikleri konvansyonel tedarikler kadar güvenlidir. Aslında birçok Amerikan üreticisi, bir ölçüde AB’nin genetik modifiye ürünlerle ilgili getirdiği sıkı düzenlemelerden dolayı da genetik modifiye ürünleri Avrupa piyasasına ihrac etmemeyi tercih etmiş bulunuyor. 10
 
Farklı toplum ilişkileri?
Amerikan ve Avrupa perpsektifinin farklı olması, Amerikan tüketicilerinin Avrupalı tüketicilere göre genetik modifiye ürünlerden daha az korkmaktan öte ülkesinin gıda ürünlerinin kontrol ve güvenliğini sağlamakla görevli organlarına daha büyük güven duyduğunu ortaya koyuyor. ABD Tarım Bakanlığı katındaki Ekonomik Araştırmalar Servisi verilerine göre ABD’de ve yabancı ülkelerde tüketicilerin genetik modifiye ürünlere karşı olan tutumu konusunda yapılan araştırmalarda karmaşık sonuçlar alındı. Buna rağmen Ekonomik Araştırmalar Servisi’nin izlenimleri, “Amerikan tüketicilerinin genetik modifiye besinler ile ilgili itirazlarının az olduğu, Avrupalı tüketicilerin ise olumsuz tutumunu yüksek sesle dile getirmekte olduğu” yönündedir. 11
 
Avrupalı’ların gıda maddelerinin üretimide meydana gelen değişiklikler karşısında belki de gıda maddelerinin güvenliği ile ilgili bundan kısa süre önce yaşanan bir dizi krizden dolayı tedbirli davranıyor. 1990-lı yıllarda “deli dana” olarak bilinen sığır spongiform ensefalopatisi (bovine spongiform encephalopathy - BSE) ilk defa İngiltere’de görüldükten sonra Avrupa’nın diğer köşelerine de yayıldı. İngiltere’de gıda maddelerinin kontrol ve güvenliğinden sorumlu olan organlar, ilk başta hastalığın hasta hayvanların yiyen insanlara bulaşmadığını iddia ediyordu. 1996 yılında bilimsel araştırmalar, insanlarda görülen benzer bir hastalık ve hasta hayvan etinin yenmesi arasında bağlantı olduğunu ortaya koydu. 1999 yılında Belçika kaynaklı et ürünleri ve yumurtalarda yüksek düzeyde dioksin bulundu. Pew’nun ileri sürdürğü gibi bir de Avrupa’da şap (foot-and-mouth disease - FMD) salgını da tüketicilerin tedbirli olmasına ve denetim organlarına “gittikçe az” güvenmesine yol açmıştır. “Bu krizler genetik modifiye besinlerle ilgili olmasa bile, genetik modifiye besinler gıda maddelerinin güvenliği ile ilgili duyulan kuşkuların tuzağındadır”. AB içinde çevrenin korunmasından yana sesini var gücü ile duyuran oluşumlar da çevre ile ilgili konularda sakıncaların artmasına katkı sağlamaktadır.
 
Kongrenin menfaati
Tarım üreticilerinin menfaatlerini temsil eden Kongre üyeleri, birkaç yıl zarfında ABD’ni Dünya Ticaret Örgütü’nde AB’nin uyguladığı moratoryuma karşı çıkmaya iterek Amerikan üreticilerinin örgüt içinde birçok defa haksızlığa uğramış olduğunu göz önünde bulundurarak çoğu ülkenin bioteknolojik ürünlerin denetlenmesi konusunda AB’nin tavrını benimsemesi durumunda daha büyük güçlüklerle karşı karşıya geleceklerini ileri sürdü. Aynı zamanda yasama yetkililerinin çoğu, ABD ve AB arasındaki ticari anlaşmazlıkların tekrar canlanmasının getirebileceği riskleri çok iyi bilmektedir.
 
Temsilciler Meclisi Tarım Komisyonu’nda (House Agricultural Committee), 2003 yılının 26 Mart ve 17 Haziran tarihlerinde AB tarafından uygulanan moratoryum ve bununla ilgili bioteknoloji sorunları konusunda dinleme yapıldı. 23 Mayıs tarihinde Senato’da Amerikan tarafının AB’ne karşı aldığı önlemleri desteklemek üzere oybirliği ile bir kararname (S.Res. 154) onaylandı. Buna benzer bir kararname (H. res. 252) Temsilciler Meclisi’nde 2003 yılının 10 Haziran tarihinde 339 evet oyuya karşı 80 hayır oyu olmak üzere çoğunlukla kabul edildi. Mali 2005 yılı için Devlet Finansman yasasına (Consolidated Appropriations Act for FY2005, H. Rept. 108-792; H.R. 4818) eklenen konferans raporunda Tarım Bakanlığı’na “ticari görüşmelerin ve bioteknolojik kaynakların kesilmesi” amacı ile 3,3 milyon dolar sağlandığı belirtiliyor. 2006 mali yılı tarım finansmanına (H. rept. 109-255, P.L, 109-97) eklenen konferans raporunda Tarım bakanlığına “ticari görüşmelerin ve bioteknolojik kaynakların kesilmesi” amacı ile sağlanan finansmanın devam edeceği belirtilmektedir. S 600 - 2006 ve 2007 mali yılları için Dış İlişkilerin Yeniden OnaylanmasıYasası’nda (Foreign Affairs Reauthorization Act for FYs 2006 and 2007) Dışişleri Bakanlığı’na yabancı hükümetlerin bioteknolojiler konusundaki görüşlerinin bu tür teknolojilerle ilgili bilimsel bulguları yansıtmasının sağlanmasına katkıda bulunmak amacı ile para kaynakları verilmektedir (S. Rept. 109-35).
 
1 – Konsey’in geçici kararının ihtilaf tarafları kararı gözden geçirip görüşlerini Konsey’e bildirene kadar gizli olduğu sanılmaktaysa da, bu kanaat genetik modifiye ürünlere karşı çıkan çevreci gruplara ait birkaç Internet sitesinde yayınlandı. Örneğin: http://www.foeeurope.org/biteback/WTO_decision.htm/
 
2 – Tartışmanın tarihçesi, ABD’nin ticaret temsilcisinin sayfasında yer alıyor, 2005 yılı Ulusal Ticaret Menfaatleri Raporu (2005 Natıonal Trade Estimates report http:www.ustr.gov/assets/Document_Library/Reports_Publications/2005/2005_NTE_Report/asset_upload_f  ve de Tartışma DS291: Avrupa Birliği – bioteknolojik ürünlerin onaylanması ve ticareti ile ilgili tedbirler (Dispute DS291: European Union – Measures Affecting the Approval and Marketing of Biotech Products) http://www.wto.org/english/tratop_e/dispu_e/cases_e/ds291_e.htm
 
3- AB’nin etiketleme ve izleme ile ilgili yönergesi şu adreste bulunabilir:
http://europa.eu.int/eur-lex/pri/eb/oj/dat/2003/I_268/I_26820031018en00240028.pdf
 
4 – Codex Alimetarius Komisyonu veya sık sık anıldığı gibi Codex, yenen gıdanın güvenliğini etkileyen gıda katkıları, veteriner ilaçlar, kalıntı pestisitler ve diğer maddelere dair zorunlu olmayan standartlar hazırlamaktadır. DTÖ’nün Sıhhi ve fitosıhhi sözleşmesinde özellikle anılan Codex, Dünya Ticaret Örgütü’nde belirli bir ihtilafın düzenlenmesinde sağlık ve gıda güvenliği ile ilgili konuların gündeme getirilmesi halinde danışman olarak önemli rol alabilmektedir.
 
5 – ISAAA’nın 2005 yılı 34 Nolu Yazısına bak – Ticarileşmiş bioteknolojik/genetik modifiye ekinlerin küresel durumu : 2005 yılı (Global Status of Commercialized Biotech/GM Crops: 2005) http://www.isaaa.org
 
6- ABD Tarım bakanlığı, Ekonomik Asraştırmalar Servisi’nin (Economic Research Service) web sayfası, Genetik Modifiye Ekinlerin ABD’de benimsenmesi (Adoption of Genetically Engineered Crops ın the U.S.) http://www. ers.usda/gov/data/BiotechCrops
 
7 – Moratoryum öncesinde AB 18 çeşit genetik modifiye organizmanın (genetically modified organisms - GMOs) ticarete girmesini onaylamış bulunuyor, “Roundup-Ready” ilac maddesi ile işlenmiş soya da bu arada.
 
8- Genetik modifiye ürünler ile ilgili yetkiler, ABD Tarım Bakanlığı katındaki Hayvan ve bitkilerin sağlık durumu kontrol servisi (Animal and Plant Health Inspection Service), Besin ve İlaç Malzemeleri İdaresi (Food and Drug Administration) ve Çevreyi Koruma Ajansı (Environmental Protectıon Agency) arasında bölünmektedir. Kongre Araştırma Servisi’nin (CRS)RL 30198 Nolu Raporuna (Report RL 30198)bak, ABD’de besin bioteknolojileri: bilim, denetim ve sorular (Food Biotechnology in the United States: Science, Regulation, and Issues).
 
9- http://europa.eu.int/eur-lex/pri/eb/oj/dat/2001/I_106/I_10620010417en00010038.pdf
       
10- Ekonomik Araştırmalar Servisi ile şahsi yazışma, 21 Ocak 2005 yılı
 
11 – Bu araştırmalar ile ilgili ayrıntılı bilgi, Ekonomik Araştırmalar Servisi, Ekonomi konuları ve tarımsal bioteknolojiler (Economic Issues and Agricultural Biotechnology), 762 Nolu Bilgi Bülteni (Informatıon Bulletin No 762) Şubat 2001, sayfa 28-30’da bulunur. 2004 yılının Kasım ayında Pew, ABD’lilerin genetik modifye besinlere olan tutumu konusunda düzenlenen bir araştırmanın sonuçlarını açıklayarak Amerikan vatandaşlarının bu türden ürünler konusundaki bilgilerinin az olmaya devam ettiğini ve onların bu besinlere karşı olan itirazlarının 2001 yılına kıyasla sanki azaldığını belirtti. Araştırma sonuçları şu adreste bulunabilir:
http://pewagbiotech.org/research/2004update/